20 Şubat 2012 Pazartesi

AŞK ÜÇLEMESİ II: Bir 'İmkânsız' Olarak Aşk; ...hayat o tapındığın kalıplara sığmaz!

Onu tanıdığımda konuşkan hali ilgimi çekti, neredeyse soluksuz,
ara vermeden, hummalı denebilecek bir halde anlatıyordu, bir de
teninin soluk pürüzsüzlüğü.
Başına gelenlere sessizce katlanmıştı, uzun süre, dayanılmayacak
kadar upuzun bir süre, ömür, onu en uzun yaşayabileceğimiz ‘zaman’sa
eğer, bir ömür. Her şey tam bir karabasana dönüştüğünde bile sadece
pencerenin önüne mıhlamıştı kendini, orada, ayakta, büyümüş gözbebekleriyle
dışarıya bakmıştı, öylece bakmıştı...
“Özür dilerim” dedi, “Sana bakarken seni değil de başka bir şeyi görür
gibiyim, dalgınlığım ondandır belki”. Bu durum onun konuşmadığı nadir anlarda
oluyordu, adeta sadece iki türlü bir ruh hali vardı; durmaksızın konuşan ve
durmaksızın  dalıp giden Z.Bana öyle geliyordu ki konuşmak onu ‘gitmekten’
alıkoyabilen tek şeydi, ‘tam olarak’ gitmiyordu, direniyordu, “çünkü” demişti,
“yine de yaşamam gerektiğine dair bir ses var içimde, umuda benzer düş gibi
bir şey, belki o adam bir sabah tam olarak arkasına döner”.
Haklısın Z, kal! Zira, ölüm dışında bir tek aşk, uygun bir biçimde kullanılabilirse eğer, insan hayatında önemli değişiklikler yapar.
Kırılıp dökülmüştü Z, evet böyleydi, bazı şeyler hayatta daha başlayamadan
kırılıp yok olurdu, bazen her şey dayanılmayacak kadar acı, hüzün verici ve
yürek sızlatıcı bulunurdu. Sanki, gerçekten de, hiç kimse başka birini ezmeden
güç kazanamıyordu. Bazen kandığımız da olurdu, bir çiçek kokusuna, bir
kelebek uçuşuna, işte öyle bir şeye umut bağladığımız, bir arabesk şarkıdan
teselli aldığımız anlar olurdu. ”Ama” diyordu Z, “Ben kırılıp yok olmadım,
sadece soğudum, ruhum üşüyor biraz”.
Kocasının çarptığı kapılar, fırlattığı tabaklar, duvarlarda kırılan bardaklar ve
küçük çocuğunun ağlamaları ve ellerini çektiğinde yüzünden gözbebeklerinde
gördüğü dehşet ve alkol kokusu ve artık işkence olmaktan bile çıkmış tensel
temas, hepsi, hepsi  onu üşütmüştü biraz.”Acaba” dedim, “Teninin soluk
pürüzsüzlüğü bundan mı?”, “Yok” dedi, “Tenim pürüzsüz, çünkü onu kalkan yaptım hayata!”.
Kendisine karşı merhamet göstermemişti, merhameti ve şefkati bir tür zaaf
sayıyordu, durumu kabulleniş gibi yani. Oysa o kendine göre direnmişti, bir
adama gönül vermişti, oturduğu sitede her sabah hep aynı saatte beyaz arabasına
binip giden o adama. O saatte kocası çıkmış oluyordu, çocuğunun kahvaltısını
alelacele hazırlayıp cama koşuyordu, adam arabasının kapısını açarken ense-
sindeki gözleri hissediyormuş gibi her seferinde birkaç saniye hareketsiz
kalıyor, adeta döndü dönecek gibi başını omuzuna doğru çeviriyor ama aniden
vazgeçip hızla arabasına binip son sürat uzaklaşıyordu.
Z, “Belki bir sabah inerim bahçeye, gözlerini görmeye” dedi. İrkildim, henüz
boşanmamıştı, tedirginliğimi fark etti, “Yoo” dedi, “Aşk her zaman yoldan
çıkarmaz, hem hayat da, senin  o tapındığın kalıplara sığmaz”.”Ama” diyecek oldum,”Hayır” dedi, “Bazen sıra dışı durumlar günahla eşit olmaz”.
O esnada birileri kapıyı çarparak kapattı, ürperdi Z, ”Söyle onlara” dedi, “Kapıları çarpmasınlar, sen de bağırma, usul usul konuş, bütün bu sesler bana evdeki gecelerin kokusunu getiriyor, üşüyorum yine”.
Evet diye düşündüm, insanın acı duymasına neden olan olayları şiddet yönünden
bir önem sırasına koymak doğru olmaz, çünkü derecelendiren tanımlamalar
bazen gerçek travmaya denk olmaz, elbette, yaraların kanayıp kanamadığı
değişken ruh hallerine de bağımlıdır biraz. Böldü beni Z, ”Senin yüzünde” dedi,
“Bir tür iç sıkıntısı hali görüyorum, en iyisi uzak dur, terk et beni, bak, ben
haykırabilen biri değilim”.
Herkesin düş kurmaya ihtiyacı vardır Z, ama onları paylaşmak yahut
gerçeğe dönüştürmek gerekmez, ama düş dünyası yerini yoksul ve kaba gerçeğe
bıraktığında, haklısın ., bizi belki de ancak tenimizin soluk pürüzsüzlüğü
kurtarır. Yüreğimizdeki yumuşak ve duyarlı hisleri yok etmenin elbette sayısız
yolları vardır, sen en zorunu seçtin Z. Şimdi, şu anda, tam da şu anda, içimde duyduğum bu
çan sesleri senin kalp atışların olabilir mi? Z, kardeşim, seni bırakmayacağım,
kapıları çarpmadan kapatacağım senin için ve hep usul usul konuşacağım.
Bir gün, belki de, o camın önünde birlikte haykırırız.


…….
Z’nin sıra dışı durumlara dair unutulmaz sözlerinin hatırasına




Hiç yorum yok: